26 ağustos 2011 Cuma 18:05
Dün uyandığımda sho bişeyler yemekle maşguldü. bi müddet onu seyrerttim. hâlâ orda olduğuna inanamıyordum. üstelik odada ki gariplik sadece sho’nun orda olması değildi. esas gariplik tam karşısına düşen camın dışında ki kocccaman arashi afişine karşı gazete okuyor oluşuydu. Camımdam içeri doğru bakan reklam sanki shoyu gözetliyo gibydi.
Kendimde konuşucak cesareti bulunca yatakta kalkıp oturdum.
Tabi şimdi insana garip gelio, yatakta kalkıp oturup nasıl mutfağı izlio bu mahlukat die bilirsiniz normaldir. Fakat hatırlatırım japonyada yaşıyorum. yani bütün evim tuvalet dışında toplam bi oda zaten. birazda salonda oturayım dediğimde yatağı toplayıp koltuk yapıyorum budur durum yani.
Neyse oturdum yatakta ve sho ya baktım umarım o anda kalbimin nasıl hızla attığı suratıma yansımamıştır. zira kalbim heycandan öyle hızla çarpıyordu ki ölücek gibi hissediyordum.
Olabildiğince kontrollü çıkmasına çalıştığım sesimle;
“evimin adresini nerden buldun” diye soradum tabii bay ukala cevapsız dururmu. burnunu gazeteden ayırmaksızın
“sanada günaydın” dedi. gıcık! burda önemli bi durum var. ve ben dramaları sevmem. günaydınlarla, yok efenim ay utançtan söyleyemedimlerle, bakalım nasıl davranıcaklarla, sormak yerine keriz gibi hareketlerine bakıp anlamaya debeleniimlerle, allah korusun sorarımda herşey kolayca çözümlenir tarzı hareketlerle, işim olmaz.
Şimdi düşününce aslında bende bi kızım sanırım. Yani her kızda var o entrika nesnesi .
Hani aldığım cevap düşünülürse….
Neyse bu verdiği soğuk cevaptan sonra gelip yanıma yatağa oturdu. Tek kaşımı kaldırıp bunun surata bakmaya başladım . kendime “sana muhtaç değilim kuzum. sen kendi ayağınla geldin. hadi öt bakalım” tadında konuşan bi Kadir İnanır efekti verme arzusundaydım. Hatta olay o noktaya gelirse diye çenesini tutup geniz dolusu “küğüçüğüm” demeye de hazırdım.
Ama sanırım Sho da Kadir İnanır filmi izlemiş küçükken. çünkü yampiri bi sırıtışla sağkoluna dayanıp bana döndü ve yavaşça saçımı kulağımın arkasına atıp. “ne saçmalıyosun sen” dedi öyle komik gözüktü ki gözüme kıkırdamaya başladım. Bide türkçe konuşup sonuna “kuzum” eklese tam olcaktı.
Kendime geldiğim sırada sho da bana doğru dönmüş ve yatakta bağdaş kurmuştu.
“ben bişi saçmalamıyorum” dedim çok karalı bi tonlamayla konuştum.
“peki ozaman adresini eski ev sahibinden buldum oldukça kolay oldu”
“kalleş herif ona kimseye söleme diye tembihledimdi”
“eksik kirayı tamamlayınca sorun olmadı canım”
“eh naaptın!!”
Bu noktada evet gerçekten bi sinirim tepeme sıçradı fakat çok kıısa sürdü. Zira bok gibi parası var ödesin hırt…
“emin ol bu benim fikrim değildi kafamı çok karıştırdın okadar emindinki benden ayrılman gerektiğine, bi yerde yanlış yaptığımı düşündüm. Zaten bu nedenle sen beni terk ettikten sonra anlattım gruptakilere. Herhangi bir arkadaşımın bulabileceği bi çözüm yoktu ortada. Onlarla konuştum ve dün seninle karşılaştık. İşte o anda senin yanlış bir karar verdiğini anladım. İkiizde istemiyosak ayrılmamız çok anlamsız.” Direk yazamadımım için ve mutlulukla, heyecanla kulaklarım uğuldadığı için net hatırlayamıyorum söylediklerini ama buna yakın bir cümle kurdu .
Kendimi okadar mutlu hissettim ki “geçen 1buçuk haftayı okadar zor tamamladım ki”
Başka bişi diyemedim ağlamadımda sadece sarıldım. hakkaten mutlu hissettim o an
Sanırım sarsak cümlelerimden de durmum anlaşılıyodur. kafamı toparlayamıyorum ayaklarım havda gibi sanki. Oysa 6 ay önce bile böyle değildim onunla ilk karşılaştığımda bile hiç böyle hissetmemiştim.
0 yorum:
Yorum Gönder